Miami İnk
26 Kasım 2008 ÇarşambaSanırım bir aydır aralıklarla Travil living'de (d smart 19. kanal) Miami ink diye bir program izliyoruz,saat 22:00 den sonra baslıyor .
Miami deki bir dövmeci dükkanında geçiyor.Dövme yapanların ve dövülenlerin basından gecen hikayeleri anlatıyor:).Yapılan dövmeler o kadar güzel ve ilginç ki kesinlikle izlemenizi tavsiye ediyorum.Artık dövme olayına soğuk bakmıyorum:)(Görüldüğü üzre adamların dövmesiz yerleri yok )
*Neden bozulan otobüsün yolculari bizim otobüsümüze
Aktarildiginda onlara mültecilermis gibi bakariz?
*Neden her gördügümüz haritada hemen Türkiye'yi bulmaya çalisiriz? Millet olarak dünyada kaybolma kompleksimiz mi vardir? :)))))))))
*Neden insanlar birbirlerine sarilinca saga-sola sallanirlar?
*Neden ögrenciler ilkögretimin besinci sinifina kadar ögretmene "ögretmenim" diye seslenirken altinci sinifta bir anda "hocam" diye seslenmeye baslarlar?
*Neden sinavlarda "4 yanlis bir dogruyu götürür" seklinde bir uygulama ile ögrenciler cezalandirilirlarda 4 dogru bil, bir dogru da bizden" seklinde bir kampanya baslatilip zekaya ve riske girme cesaretine ödül verilmez?
*Neden insanlar kapali bir alandan yagmur yagan alana çikinca kafalarini
egerler? Yagmura duyulan saygidan midir yoksa ondan tirstigimiz için midir?
*Neden dükkanini kapatip giden esnaf, kapiya "10 dakika sonra dönücem"
yazar, ne zaman gittigini nasil anlariz?
*Televizyona çikan insanlar neden kendilerini Türkiye'deki bütün insanlarin izledigini sanirlar?
Örn: Su anda 70 milyon kisi bizi izliyor...
*Neden gözlerinden öperim denir? Insan vücudunda öpülecek daha uygunsuz bir yer var midir? Kimse kimseyi gözünden öpmüs müdür?
*Dügünlerde neden "Dom Dom Kursunu" ile göbek atilmaktadir.
Bir avci vurdu beni, bin avci beni yedi"
gibi sözler esliginde kendinden geçen baska milletler var midir?
KOPTUMMMMM........:)))))))))
*Neden bazi kizlarimiz sirin bir hayvancagiz gördüklerinde inanmiyorum!"derler, inanilmayacak olan nedir
*Cumartesi ve Pazartesi'nin neden kendi isimleri yoktur?
*Dolmuslardaki fiyat tarifesinde "en kisa mesafe" neden indi-bindi"olarak tabir edilir? Önce inilip sonra mi Binilir? Bir terslik yok mudur?
*Bir programi kurarken neden "kabulediyorum" ya da "kabul etmiyorum" seçenekleri vardir? O kadar parayibayilip bir bilgisayar programi satin aldiktan sonra "kabul etmiyorum"
SEçenegini isaretleyen bir takim saf kisiler mevcut mudur?
*Bulmacalari hazirlayan arkadaslar hiç "ti"diye ses çikaran boru görmüsler midir?
*Ipana 7 reklamindaki kiza "Ne zamandan beri Ipana 7 kullaniyorsun?"
diye soran doktor, Ipana 7'nin yeni bir ürün oldugunu ve reklamdan sadece bir kaç gün önce piyasaya çiktigini bilmemekte midir?
*Neden ilanlarda "doktordan temiz araba" diye yazilir? Hipokrat yemininde "arabami temiz kullanacagim"seklinde bir madde mi vardir? *
*neden ?
Aktarildiginda onlara mültecilermis gibi bakariz?
*Neden her gördügümüz haritada hemen Türkiye'yi bulmaya çalisiriz? Millet olarak dünyada kaybolma kompleksimiz mi vardir? :)))))))))
*Neden insanlar birbirlerine sarilinca saga-sola sallanirlar?
*Neden ögrenciler ilkögretimin besinci sinifina kadar ögretmene "ögretmenim" diye seslenirken altinci sinifta bir anda "hocam" diye seslenmeye baslarlar?
*Neden sinavlarda "4 yanlis bir dogruyu götürür" seklinde bir uygulama ile ögrenciler cezalandirilirlarda 4 dogru bil, bir dogru da bizden" seklinde bir kampanya baslatilip zekaya ve riske girme cesaretine ödül verilmez?
*Neden insanlar kapali bir alandan yagmur yagan alana çikinca kafalarini
egerler? Yagmura duyulan saygidan midir yoksa ondan tirstigimiz için midir?
*Neden dükkanini kapatip giden esnaf, kapiya "10 dakika sonra dönücem"
yazar, ne zaman gittigini nasil anlariz?
*Televizyona çikan insanlar neden kendilerini Türkiye'deki bütün insanlarin izledigini sanirlar?
Örn: Su anda 70 milyon kisi bizi izliyor...
*Neden gözlerinden öperim denir? Insan vücudunda öpülecek daha uygunsuz bir yer var midir? Kimse kimseyi gözünden öpmüs müdür?
*Dügünlerde neden "Dom Dom Kursunu" ile göbek atilmaktadir.
Bir avci vurdu beni, bin avci beni yedi"
gibi sözler esliginde kendinden geçen baska milletler var midir?
KOPTUMMMMM........:)))))))))
*Neden bazi kizlarimiz sirin bir hayvancagiz gördüklerinde inanmiyorum!"derler, inanilmayacak olan nedir
*Cumartesi ve Pazartesi'nin neden kendi isimleri yoktur?
*Dolmuslardaki fiyat tarifesinde "en kisa mesafe" neden indi-bindi"olarak tabir edilir? Önce inilip sonra mi Binilir? Bir terslik yok mudur?
*Bir programi kurarken neden "kabulediyorum" ya da "kabul etmiyorum" seçenekleri vardir? O kadar parayibayilip bir bilgisayar programi satin aldiktan sonra "kabul etmiyorum"
SEçenegini isaretleyen bir takim saf kisiler mevcut mudur?
*Bulmacalari hazirlayan arkadaslar hiç "ti"diye ses çikaran boru görmüsler midir?
*Ipana 7 reklamindaki kiza "Ne zamandan beri Ipana 7 kullaniyorsun?"
diye soran doktor, Ipana 7'nin yeni bir ürün oldugunu ve reklamdan sadece bir kaç gün önce piyasaya çiktigini bilmemekte midir?
*Neden ilanlarda "doktordan temiz araba" diye yazilir? Hipokrat yemininde "arabami temiz kullanacagim"seklinde bir madde mi vardir? *
*neden ?
BAHAR..
Bahar, alıp başını gitmelerin mevsimidir. Sebepsiz yere bazen... Önünü ardını hesaplamadan... Hesapsız, kitapsız çekip gitmelerin mevsimidir bahar...
Bir bakarsınız kekik kokulu bir nisan sabahı koparıp alıverir sizi hayattan... Çiçek açmış bir kiraz ağacının hayaliyle yollara düşersiniz.
Demir alır gönlünüzün limanındaki gemiler... Açılır gidersiniz...
Aradığınız belki yüzülmemiş denizlerdir, belki keşfedilmemiş sevdalar, belki hiç yazılmamış satırlar...
Yüzmenin, sevmenin, yazmanın heyecanıyla coşarsınız.
Dünyaya sırtınızı dönüp yürürken, o yaşanmamışlıkların izini sürersiniz kuytularda... Ve çoğu zaman kendinizle karşılaşırsınız umulmadık bir köşebaşında...
Elele tutuşur yürürsünüz içindeki çocukla...
O'nu büyütmekten korkarak...
Önünde bir nisan sağanağı varsa, geriye dönüp bakası gelmez insanın...
Oysa fotoğrafları henüz tazedir dünün ayazlı gecelerinin... Kışı birlikte aştığınız dostluklar sımsıcak durur yüreğinizde... Sadakatin ve yerleşikliğin güvenli kolları huzur vaadeder ardınız sıra...
Gel gör ki baharın kokusu dayanılmazdır. Ilık bir rüzgar ruhunuzdaki isyanı okşar. "Hadi sokağa" diye bağıran sirenler çalar içinizden... Derinliklerinizde tutuşturulmayı bekleyen alevler kı vılcımlanır. Kalbinizden havalanan güvercinlere şaşakalırsınız.
Sanki gitmek sadakattir: kalmaksa ihanet...
100 günü aşkındır bu köşede Yeni Yüzyıl haftasonlarında birlikte olduk sizlerle...
Güldük çoğu zaman ya da kızdık öfke dolu sözcüklerde... Mahzunlaştığımız da oldu, çocuklaştığımız kadar...
Yeni sözler söyleme derdine düştük, eskiye sırtımızı dönmeden...
Zorlu bir kışı, kırık dökük satırları ufalayıp ateşleyerek geçirdik.
Yeni bir yüzyılın silueti gülümsedi siz sayfaları çevirdikçe... "Ha doğdu, ha doğacak" denilen gazete, yeni kızlar, yeni oğlanlar doğurdu yeni doğacak bir yüzyıl için...
Sonra nisan geldi...
Sokakta direnilmesi imkansız bir çimen kokusu... içinin bir yerinde yuvadan erken ayrılmanın, sokakta hırpalanmanın korkusu...
Lakin bahara söz geçirmek ne mümkün...
Bir kez çiy düşmeye görsün kış mahmuru bedenlere...
...Coşkuları dizginleyebilene aşkolsun...
Bu yüzden izin istiyorum sizlerden... Bu köşe (kış köşesi) baharla buharlaşıyor.
Geriye bakınca hüzünleniyorum elbet...
Çünkü geride güzel bir doğuma ortak olmanın tatlı heyecanı var. Ve paylaşılmış köşelerde benzer duyarlılıklar... Ve sımsıcak dostluklar...
Ama önümsıra yüzülmemiş denizlerden iyot kokuları çarpıyor burnuma... Yeni Yüzyıl'ın ilham verdiği baharlar çağırıyor.
Şimdi gitmek sadakattir, kalmaksa ihanet...
O yüzden bir an önce kanatları takıp, uçmakta yarar var... Yeni baharlarda, yepyeni bahar şarkıları söyleyebilmek için...
Hep beraber...
Bir bakarsınız kekik kokulu bir nisan sabahı koparıp alıverir sizi hayattan... Çiçek açmış bir kiraz ağacının hayaliyle yollara düşersiniz.
Demir alır gönlünüzün limanındaki gemiler... Açılır gidersiniz...
Aradığınız belki yüzülmemiş denizlerdir, belki keşfedilmemiş sevdalar, belki hiç yazılmamış satırlar...
Yüzmenin, sevmenin, yazmanın heyecanıyla coşarsınız.
Dünyaya sırtınızı dönüp yürürken, o yaşanmamışlıkların izini sürersiniz kuytularda... Ve çoğu zaman kendinizle karşılaşırsınız umulmadık bir köşebaşında...
Elele tutuşur yürürsünüz içindeki çocukla...
O'nu büyütmekten korkarak...
Önünde bir nisan sağanağı varsa, geriye dönüp bakası gelmez insanın...
Oysa fotoğrafları henüz tazedir dünün ayazlı gecelerinin... Kışı birlikte aştığınız dostluklar sımsıcak durur yüreğinizde... Sadakatin ve yerleşikliğin güvenli kolları huzur vaadeder ardınız sıra...
Gel gör ki baharın kokusu dayanılmazdır. Ilık bir rüzgar ruhunuzdaki isyanı okşar. "Hadi sokağa" diye bağıran sirenler çalar içinizden... Derinliklerinizde tutuşturulmayı bekleyen alevler kı vılcımlanır. Kalbinizden havalanan güvercinlere şaşakalırsınız.
Sanki gitmek sadakattir: kalmaksa ihanet...
100 günü aşkındır bu köşede Yeni Yüzyıl haftasonlarında birlikte olduk sizlerle...
Güldük çoğu zaman ya da kızdık öfke dolu sözcüklerde... Mahzunlaştığımız da oldu, çocuklaştığımız kadar...
Yeni sözler söyleme derdine düştük, eskiye sırtımızı dönmeden...
Zorlu bir kışı, kırık dökük satırları ufalayıp ateşleyerek geçirdik.
Yeni bir yüzyılın silueti gülümsedi siz sayfaları çevirdikçe... "Ha doğdu, ha doğacak" denilen gazete, yeni kızlar, yeni oğlanlar doğurdu yeni doğacak bir yüzyıl için...
Sonra nisan geldi...
Sokakta direnilmesi imkansız bir çimen kokusu... içinin bir yerinde yuvadan erken ayrılmanın, sokakta hırpalanmanın korkusu...
Lakin bahara söz geçirmek ne mümkün...
Bir kez çiy düşmeye görsün kış mahmuru bedenlere...
...Coşkuları dizginleyebilene aşkolsun...
Bu yüzden izin istiyorum sizlerden... Bu köşe (kış köşesi) baharla buharlaşıyor.
Geriye bakınca hüzünleniyorum elbet...
Çünkü geride güzel bir doğuma ortak olmanın tatlı heyecanı var. Ve paylaşılmış köşelerde benzer duyarlılıklar... Ve sımsıcak dostluklar...
Ama önümsıra yüzülmemiş denizlerden iyot kokuları çarpıyor burnuma... Yeni Yüzyıl'ın ilham verdiği baharlar çağırıyor.
Şimdi gitmek sadakattir, kalmaksa ihanet...
O yüzden bir an önce kanatları takıp, uçmakta yarar var... Yeni baharlarda, yepyeni bahar şarkıları söyleyebilmek için...
Hep beraber...
Can Dündar.
16 Kasım 2008 Pazar
evet nihayet güzel pastamız yayına girmiş...
http://www.sihirlikepce.blogspot.com/
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











