1 2 3 ...

30 Nisan 2009 Perşembe


Yazmak istiyorum bugün hem de uzun, uzun yazmak istiyorum
Saçma sapan olsa da yazmak istiyorum ,uykumu da almadan başladım güne,
İçimde birkaç parça huzur var sadece ,birazda endişe sebebi belirsiz.
Dışarısı hala soğuk ben hala ısınamıyorum,hala yeni aldığım gömleği
giyemiyorum kafamı kaldırıp gökyüzüne bakmak ise hiç içimden gelmiyor.
Aslına ağaçlar yem yeşil oldu bile koku harika falan ama sanırım güneşsiz olmuyor.
Rahat edemiyorum,gelecek için planlar yapamıyorum ne istediğimi bende bilmiyorum .
Ama çok şükür mutluyum,onu da mutlu ediyorum.Yüzüme saf, saf bakan güzel gözlü insanlar var çevremde ,içimde de onlara ait yerler var .Bazen yer değiştiriyor bazen de titreşiyorlar .
Daha çok pembe daha çok fuysa olsunlar istiyorum azcık daha….

Yağmuruma :)

24 Nisan 2009 Cuma


Gerçekten hiç tahmin edemezdim bir hikayenin beni bu kadar etkileyip her şeyden uzak tutabileceğini.

Gözlerimi kırpmadan saatlerce okuyabileceğimi,canımı sıkan her şeye sırt çevirebileceğimi.
Ben bile inanamadım aslında kendime, sayfaları hızla çevirirken ,tutkulu bir aşk mıydı beni çeken yoksa imkansızlığın bağladığı mayhoş tat mı?

İlk önce “alacakaranlıkla” başlıyor macera ardından “yeni ay” sonra “tutulma” sonrada şimdilik “şafak vaktiyle” bitiyor,aslında bitmiyor, sanki yeni birşeyler başlıyor ….

Stephenie MEYER


Üç şeyden emindim. Birincisi Edward bir vampirdi. İkincisi, ne kadar baskın olduğunu bilemesem de onun bu vampir yani kanıma susamıştı. Üçüncüsü ise, koşulsuz ve geri dönülemez bir şekilde ona aşık olmuştum.

Isabella Swan Washington'ın, yağmurun hiç dinmedigi küçük kasabası Forks'a taşınır. Bu şimdiye kadar aldığı en sıkıcı karar gibi görünmektedir. Fakat gizemli ve çekici Edward'la tanışması hayatını heyecanlı ve tüyler ürpertici bir hale sokar. Edward şimdiye kadar, içinde yaşadığı küçük toplulukta vampir kimliğini saklayabilmiştir. Ancak artık kimse güvende değildir, özellikle Edward'ın en çok değer verdiği insan olan Isabella… İki sevgili kendilerini tutku ve tehlike arasında dengede duran bir bıçağın en keskin noktasında bulur.
Alacakaranlık içgüdülerimize meydan okumakla tutkularımızı tatmin etme boyun isteği arasındaki çatışmayı sorgulayan etkileyici bir kitap.



“Vur,” diye mırıldandım, kağıtlar parmağımı kestiğinde; zararı görebilmek için elimi geri çektim. Birkaç damla kan, küçük kesikten dışarı doğru sızıyordu.Ondan sonra çok ani olmuştu.Edward kendini bana doğru atmıştı, beni masaya geri fırlattı…Piyanonun yanına doğru yuvarlandım, düşmemi durdurmak için içgüdüsel olarak kollarımı öne attım, camın keskin parçalarına. Dirseklerinden ve bileğinden gelen acının ne kadar yakıcı olduğunu hissettim.Kafam karışmış bir şekilde, kolumdan aşağıya doğru hızla akan parlak kırmızı kanı – aniden dönüp bakan altı tane kana susamış vampirle beraber telaşla izledim
Bella Swan için, hayatın kendisinden önemli olan tek bir şey vardı; Edward Cullen. Ama bir vampire aşık olmak, Bella’nın hayal ettiğinden bile daha tehlikeliydi. Edward, Bella’yı şimdiye kadar zaten, kötü bir vampire yakalanmaktan ve yem olmaktan kurtarmıştı, ama şimdi, onlar bu ilişkiye cüret etmişlerdi, şimdi fark ediyorlardı ki, onların sorunları daha yeni başlıyor olabilirdi…



''Edwardın hoş sesi arkamdaydı.Ben onun yavaşça verandan basamaklarında ortaya çıktığını(olduğunu)görmek için döndüğümde onun saçları koşmaktan uçuşmuştu.O ilk kez beni kolları arasına aldı,kollarına hapsetti ve beni tekrar öptüBu öpüş beni korkuttu.Çok fazla gergindi,dudakları dudaklarıma değdiği zaman çok güçlüydü,o bizim birbirimizden ayrılmak için zamanın çok geç olduğundan korkmuş gibiydi''
Seattle gizemli öldürücü bir tel tarafından harap edilidiğinden ve kötü niyetli bir vampir onu araştırmaya devam ettiği için bella kendini tehlikeyle çevrili buldu.hepsinin ortasında o aşık olduğu edward ve jasobun arkadaşlığı arasında seçim yapmakla yüzyüze kalmıştı ki bu karar vampir ve kurtadam arasındaki eskimeyen mücadeleyi tutuşturmak için olasıdır.bellanın mezuniyeti hızla yaklaşırken bella birden fazla karara sahipti hayat yada ölüm fakat hangisi???


Bir vampiri sevdiğinizde, seçim hakkınız kalmaz. Bunun sevdiğiniz kişiyi inciteceğini bile bile nasıl kaçar, nasıl savaşırdınız?
Sevdiğinize verebileceğiniz tek şey hayatınızsa, nasıl vermemezlik ederdiniz?
Ya onu gerçekten seviyorsanız?
Vazgeçilmez bir şekilde bir vampire âşık olmak, Bella Swan için, bir fantezi ve kâbusun gerçeğe karışmasıdır. Edward Cullen'a duyduğu yoğun tutkuyla bir tarafa, kurt adam Jacob Black ile arasındaki derin bağ ile öbür tarafa çekilmiş bir halde, nihai dönüm noktasına ulaşmak için kayıplar ve mücadele dolu çalkantılı bir yıl geçirmiştir. Artık kaçınılmaz bir seçimle karşı karşıyadır; ya ölümsüzlerin karanlık ama çekici dünyasına katılacak, ya da iki kabilenin arasında insan olarak hayatına devam edecektir. Bella artık kararını vermiştir ve kendisini muhtemelen yıkıcı ve anlaşılmaz sonuçları olacak benzeri görülmemiş bir olaylar zincirinin içinde bulur. Önce Alacakaranlık'ta yıpranmış olduğunu, ardından Yeniay ve Tutulma'da da dağılıp koptuğunu gördüğümüz ipler, artık tamamen düzeltilip bir araya gelecek gibi görünüyor. Peki ya bu sonsuza kadar gerçekleşmezse? Alacakaranlık efsanesinin heyecanla beklenen son kitabı, Şafak Vakti, milyonları büyüleyen bu romantik hikâyenin sırlarını ve gizemlerini aydınlatıyor.

Sadece yazmak istedim

14 Nisan 2009 Salı



Işığın yansıması saclarına öyle bir vuruyordu ki sanki altın parıltısı gibiydi.
Gözlerinde küçük bir kız çocuğun masumluğu vardı.
Neden ağlıyordu bilmiyordum, ne diyeceğimide.
Yavaş adımlarımla ona yaklaşmaya çalıştım.
Sırtını kağıtları sökülmüş bir duvara yaslamış ,gözlerini pencereden dışarılara bırakıvermişti.
Odaya girdiğimi hiç hissetmedi bile.
Neydi onu bu hale getiren bu kadar yoran.

Belli bir sebebi vardı.

Acaba sorsam söylermiydi neden ağladığını,yoksa varlığıma aldırmadan ağlamaya devamı edecekti….

10 Nisan 2009 Cuma


Yığınla beni bekleyenler var.
Çekmecede yapılması gereken işlerim,evde birsürü ütüm var.
Kafamda cevabını vermem gereken sorularım var.Burnumda tıkalı, birazda gribim var
Bütün keyfim kaçtı :( küstüm...

beni döyle düşünüyorum sadecee?


İnsanlar neden hep kendini anlatmaya ihtiyaç duyarlar anlamam,amaç karsındakini gıcık etmekmi,öyleyse evet gıcık oluyorum kendini övenlerden kendini anlatanlardan.

---sevalcim benim birsürü takıntılarım var mesela ben sımetri hastasıyım, isterimki hersey düzenli olsun görsen beni evde sasırırsın .

----AA öylemı ne enteresan(Banane kardesın senın hastalıklarından kimbilir esas derdin ne)

----Valla canım benım eşim çok şikayetçi bu konudan adamı bi rahat oturtmuyorum evde

--- :) yazık kız adama (hakketten yazık valla deli karı)

Bu mudur,ne yani anlatmak isteği nedir ,ne düşündüğümü sanıyor bilmiyorum kiii....

" çilekli"

8 Nisan 2009 Çarşamba


Aşkın bir tarifi olmasa seni nasıl anlatırdım
Mütamadiyen anarmıydım adını bilirsin hassasımdır konu sen olunca
Gözlerindeki bereketli toprakta açmak gibisi var mı
Sen hayatımdasın ya bundan sonra böyle benim içim acı tutar mı
Varlığın öyle bir sevinçki burnumda çilekli sakızımın kokusu
Dertlerimi sayfa sayfa savurdum mümkünse gelmesin yenisi
Zaman ne demek adını sende unuttum biliyorsa söylesin birisi
Gel saklanalım hiçbir ayrılık bulmasın bizi....

Mutlu hissetmek için



  • Görünüşüne önem ver

  • Farklı ol

  • Spor yap

  • Baska bir dil öğren

  • Problemleri unut

  • Daha çok seviş

  • Fikirlerini tazele

  • Yeni arkadaşlıklar kur

  • Senden yaşlıları dinle

  • Gardrobunu değiştir

  • Doğaya kaç

  • Her zaman şükür edecek birşeyler bul.

SADECE...

7 Nisan 2009 Salı



Gercekten anladım artık..

YaŞanan herŞeyin bir sebebi ve bir sonucu var.

4 Nisan 2009 Cumartesi


Bir sabah sarkılarla uyanırsın karnında kelebekler ucusur,bir sabah
gözünü bile açmak istemezsin sabaha, kafanı yorgana gömüp duymak istemezsin hiçbir şeyi...

Bu Pazar güzel olsun herkez için,mis gibi olsun güneş koksun karnında

kelebekler ucursun...

zorunlu yolcu...

2 Nisan 2009 Perşembe


Ne acı bir şey yaşadıkları,insan sevdiği alıştığı her şeyi paylaştığı kişiden nasıl 15 ay uzak kalabilir.Keşke demek için çok geç, giden gitti kalanlar kaldı ,kaldı ama nasıl aklında bir sürü soru ve yalnızlığın tek kalmanın vermiş olduğu çaresizlikle.Canım arkadaşım Allah yardımcın olsun…

baharr da bahar...

1 Nisan 2009 Çarşamba


Oh çok şükür,kapılarda beklediğim bahar geldi mi ne….
Özlemişim işte hem de çok özlemişim …

kokusunu özlemişim,rengini özlemişim, ışıltısını özlemişim...