hoş pazar...

10 Mayıs 2009 Pazar


Bahcedeydik bu pazar.İlk defa biber ektim.Tırnaklarımın ojesi yada kafamdakı güneş gözlüğü engel olmadı bana...

Gerci daha önce tecrübe edinmiş annem eldivenleriyle gelmiş ama ben dokunup hissetmeyi tercih ettim. :D





















Berilin doğum günü :D

9 Mayıs 2009 Cumartesi




Kucağımdaki yakışıklı Beril'in Kuzeni Emir...
Küçük Kıvanç(tatlıtuğ):)


Beril ve amcası






Beril'ın arkadaşlarıyla kutladığı partiye bizde davetliydik.:)
Balım Nice senelere Hep birlikte..

En Rahat JEANS

8 Mayıs 2009 Cuma



Boyfriend jean ler her yerde varlar ,sanırm bu yaz herkezde görücez.Bende edindim bir tane dün çarşıdan :D
Yalnız paçaları sıyırmadan daha güzel duruyor...

Aynı sabahlardan ...

7 Mayıs 2009 Perşembe


Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,İkincisinde, daha çok hata yapardım.

Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.

Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,Çok az şeyiCiddiyetle yapardım.

Temizlik sorun bile olmazdı asla.

Daha çok riske girerdim.

Seyahat ederdim daha fazla.

Daha çok güneş doğuşu izler,Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.

Görmediğim bir çok yere giderdim.

Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.

Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.

Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.

Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.

Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.

Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.

Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,Gitmeyen insanlardandım ben.

Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.

Eğer yeniden başlayabilseydim,İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.

Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.

Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,

Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.

Ama işte 85'indeyim ve biliyorum...ÖLÜYORUM...


Jorge Luis BORGES

çizdik dileklerimizi...

6 Mayıs 2009 Çarşamba


Geceden çizdik dileklerimizi kağıtlara ..
Aslında çok zor değildi tahmin etmek dileklerimizi
İlk önce sağlık diledik bütün ailemiz için,sonra huzur
Ben 3 kişilik çekirdek bir aile çizdim ,canım ise 4 kişilik.
Özenler yerleştirdi dileklerimizi balkon mermerine ,
üzerine daha önce sahilden topladığımız taşları koydu uçmasınlar diye.
Dileklerimizin kabulü için dua edip yattık.
Sabahın 5inde uyandık açtık bütün pencereleri içersi mis gibi koktu,
böyle yapılırmış Hıdrellez sabahı….:)

Hıdırellez bu gece....

5 Mayıs 2009 Salı

Son 9 yıldır, Ahırkapı’daki Armada Otel ve civarında kutlanmakta olan “Ahırkapı’da Hıdrellez Şenlikleri”, bu yıl, 5 Mayıs 2009, Salı akşamı, Armada Otel civarında değil, fakat yine Ahırkapı’da, sahilde bulunan “Ahırkapı Parkı’nda” kutlanacaktır. Bu değişikliğin gerekçesi, Şenlik’in her geçen yıl daha çok sayıda ziyaretçi tarafından rağbet görmesi, bu yüzden katılımcılardan gelen “etkinliği daha ferah bir alana taşıyın!” taleplerine kulak verilmesidir.

Gece yarısı Hıdrellez 2009 ateşleri yakılırken, herkes dileklerini uğurlu nahıllara iliştirecek... Gelemiyoruz diye üzülmeyin. Bu sayfadan göndereceğiniz dilekler de ağaçlara asılacak! Çevrimiçi dileklerinizi 5 Mayıs 2009 akşamı saat 18.00'e kadar yollayabilirsiniz.

Dileklerinizi buraya yazabılırsınız.





Hıdırellez Bayramı (Hıdrellez), Türk dünyasında kutlanan mevsimlik bayramlardan biridir. Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan hıdrellez günü, Hızır ve İlyas’ın yer yüzünde buluştukları gün olduğu savıyla kutlanmaktadır.
İslam coğrafyasına bakıldığında Hıdrellez gününün yoğunlukla Türkiye'de kutlanıldığı görülmektedir.
Hıdırellez günü, Gregoryen takvimi (Miladi takvimi)ne göre 6 Mayıs, eskiden kullanılan Rumi takvim olarak da bilinen Jülyen takvimine göre 23 Nisan günü olmaktadır.
6 Mayıs’tan 8 Kasım’a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır. Bu yüzden 6 Mayıs günü kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığını gösteriyor .

1 Mayıs 2009 Cuma


Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi?
Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi?
Hiç vaktiniz yok, 'Fast live', 'Fast food', 'Fast music', 'Fast love'...
Dikte ettirilen 'yükselen değerler', 'in' ler, 'out' lar...
Buna ben zer bir odada, şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi.
Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar, Size sesleniyorum!
Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini?
Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını?
İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza?
Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?
Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir?
Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?
Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını?
Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında?
Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam skalanızda?
Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor?

Müşfik KENTER